Hızla gelişen teknolojinin büyük ve köklü değişikliklere yol açtığı günümüz dünyasında birçoğumuzun farkında olmadığı değişikliklerden bir tanesi de artık büyük balığın küçük balığı yediği dönemin son bulduğu, hızlı ve yenilikçi olanın diğerlerini yediği bir döneme geçmiş oluşumuzdur. Bu nedenle günümüzde ayakta kalmak isteyen hali hazırda kurulu şirketler de dahil olmak üzere tüm şirketlerin dikkat etmesi gereken bir nokta var: Kurumlarda Girişimcilik

Şirketin içinden ya da dışından gelen şirketin hedeflerine uygun yenilikçi iş fikirleri veya hali hazırda işleyen sistemin iyileştirilmesi yönündeki fikirleri şirketin de desteği ile planlanarak ticarileştirilmesini kısaca kurumlarda girişimcilik olarak tanımlayabiliriz. Şirket dışından gelen fikirlerle işleyen kurum dışı girişimcilikten ise TÜSİAD’ ın 48 şirketle yaptığı anket sonucuna göre şirketlerin 4’te 1’inin haberi bile yok hala. Globalleşen teknoloji evrimi sırasında bulabildiğimiz her kaynaktan faydalanmamız gerekirken bu oran gerçekten çok büyük bir oran. Teknoloji alanında önde gelen globaldeki 10 şirketin (Google, Amazon, Intel, Facebook, Microsoft, IBM, Cisco Systems, GE, Oracle, Apple) 2013 yılından bu yana toplamda 433 tane start-up satın aldığını göz önünde bulundurduğumuzda dünya devlerinin dahi dışardan gelen fikirlere ihtiyacı olduğuna varabiliriz. Bu nedenledir ki hem kurum içi hem de kurum dışı girişimciliğe önem vermek ve üzerine çalışmak bu günlerde irili ufaklı her şirketin yararına olacaktır.

Kurum içi girişimcilik ülkemizde önem verilmesi ve yoğunlaşılması gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor. 2017 yılında 31 ülkede 5.400 üst düzey yöneticinin katıldığı anketin sonucuna göre yöneticilerin %86’ sı rakip firmalarla rekabeti sürdürebilmek ve üstünlüğü sağlamak için inovasyonun ve girişimciliğin desteklenmesi gerektiğini söylüyor. Ülkemizde ise girişimcilik programı uygulayan şirket sayısı yarı yarıya bir eşitlik içinde bulunuyor. Kurum içi girişimciliğin öneminin farkında olan ve uygulamaya geçiren bu şirketlerin ise %64’ ünde ticarileşen fikirler ortaya çıkmış durumda bulunuyor.

Boyner Grup’ un dünyada ilk olarak gerçekleştirdiği 7/24 telefonda canlı destek hizmeti sunan Back-Up ve yine dünyada ilk olan alışveriş alışkanlıklarına yön veren Hopi uygulamaları ülkemizdeki kurum içi girişimciliğin başlıca sonuçlarıdır. Global ölçekte baktığımız zaman ise Google’ ın, hemen hemen hepimizin hayatında vazgeçilmezlerinin arasında bulunduğu, Gmail, Google Maps, AdWords ve AdSense gibi uygulamaları yine kurum içi girişimcilik programları sonucunda ortaya çıkmış uygulamalardır.

Büyük pencereden baktığımız zamanda şirketlerin aslında girişimciliğin öneminin farkında olsalar bile kendilerine uygun start-up’ lara ulaşamama, kurum içi girişimciliği nasıl hayata geçireceklerinin bilememe ve start-up’ ların da ürünleri için iş birlikçi ya da müşteri şirket bulamama gibi sorunlar yaşadıklarını görebiliriz. Bu aşamada şirketlerin belirli bir süzgeçten geçirilmiş ve iş birliğine uygun olan start-up’ lara ve doğru bir şekilde planlanmış yol haritalarına ihtiyaçları olduğunu söyleyebiliriz. Kısa dönemli karlar elde etmek için yeterli deneyimi veya bilgisi bulunmayan kişilerce hazırlanmış programlar ile uzun dönemli zarar elde etmek de bu işin bir sonucu olabilir tabii. Start-up’ lar için ise ellerinden tutacak ve hali hazırda büyük cirolar kazanan şirketlerle etkileşime sokabilecek destekçilere her zaman ihtiyaç vardır.